AB, Büyük Teknoloji Şirketlerine Verdiği Dev Para Cezalarını Nasıl Belirliyor?
Avrupa Birliği’nin aynı hafta içinde Google’a ve Alibaba’ya kestiği yüksek para cezaları, hem ABD’de hem de Çin’de şu soruyu yeniden gündeme taşıdı: Bu cezaların miktarı nasıl belirleniyor?
ABD Başkanı Donald Trump bunları "bir vergi" olarak nitelendirirken, Avrupa’daki düzenleyici kurumlar bunun yalnızca hukukun rutin uygulanması olduğunu savunuyor. Her hâlükârda, AB dünyanın en büyük teknoloji şirketlerine milyarlarca avroluk para cezaları verdiğinde ortaya çıkan rakamlar dikkat çekiyor.
Peki bu mali yaptırımlar nasıl hesaplanıyor?
Yanıt, tam anlamıyla ne kesin matematik ne de tamamen keyfî bir yöntem. Süreç, sanat ile bilimin arasında bir yerde ilerliyor.
Son örnek: Google’a 890 milyon avro
AB’nin en son verdiği büyük ceza, Perşembe günü Google’a kesildi. Şirket, Dijital Pazarlar Yasası'nı (Digital Markets Act - DMA) ihlal ettiği gerekçesiyle 890 milyon avro (yaklaşık 1 milyar dolar) para cezasına çarptırıldı.
Avrupa Komisyonu, Google’ın hem arama motorunda kendi hizmetlerini kayırdığını hem de Google Play ile Android ekosistemi üzerinden rekabeti engellediğini belirtti.
Bundan sadece birkaç gün önce ise Çinli teknoloji devi Alibaba, AliExpress platformunda yasa dışı ve zararlı ürünlerin satışını engelleyemediği gerekçesiyle 550 milyon avro ceza almıştı.
Buna rağmen bu rakamlar, geçmişte verilen bazı cezaların yanında görece küçük kalıyor.
- Google, Android işletim sistemi nedeniyle 2018 yılında verilen 4,1 milyar avroluk cezayı Avrupa'nın en yüksek mahkemesinde de kaybetti.
- Meta ise 2023 yılında GDPR kapsamında 1,2 milyar avro ceza aldı ve bu karara karşı hukuki mücadelesini sürdürüyor.
Cezalar nasıl hesaplanıyor?
Kısa cevap:
Duruma göre değişiyor.
Rekabet hukuku
Avrupa Birliği'nin en köklü ceza sistemi rekabet hukukunda bulunuyor.
Burada hesaplama genellikle şu şekilde başlıyor:
- ilgili ürün veya hizmetten elde edilen yıllık satış gelirinin belirli bir yüzdesi temel alınıyor,
- ihlalin süresi,
- ihlalin ağırlığı,
- şirketin daha önce benzer suç işleyip işlemediği,
- soruşturmaya yaptığı katkı gibi unsurlar dikkate alınıyor.
Şirket soruşturmada iş birliği yapmışsa indirim uygulanabiliyor.
Tekrar eden ihlaller ise cezanın artmasına neden oluyor.
Bu kararların büyük bölümü daha sonra mahkemeye taşınıyor ve şirketler AB cezasına ek olarak ulusal mahkemelerde milyarlarca avroluk tazminat davalarıyla da karşılaşabiliyor.
Dijital Pazarlar Yasası (DMA) farklı işliyor
DMA kapsamında verilen cezaların mantığı klasik rekabet hukukundan biraz farklı.
Buradaki amaç yalnızca geçmişteki ihlali cezalandırmak değil;
şirketleri gelecekte kurallara uymaya zorlamak.
Bu nedenle teorik olarak şirketlerin küresel cirolarının yüzde 10'una kadar ceza verilebilse de uygulamada çok daha düşük oranlar tercih ediliyor.
Örneğin Google'a verilen son ceza, Alphabet'in yıllık küresel gelirinin yalnızca yaklaşık %0,22'sine denk geliyor.
Komisyon, bunun gerekçesi olarak ihlalin görece kısa süre devam etmiş olmasını gösteriyor.
Gerçekten objektif mi?
Her ne kadar gelir, ihlalin ağırlığı ve süresi gibi ölçütler kullanılsa da birçok gözlemci cezaların tamamen matematiksel olmadığını düşünüyor.
Google'a verilen 890 milyon avroluk ceza aslında iki ayrı yaptırımın toplamından oluşuyor:
- Arama sonuçlarında kendi hizmetlerini öne çıkarması nedeniyle 460 milyon avro
- Google Play'in telefonlara yüklenme biçimi nedeniyle 430 milyon avro
Toplam rakamın tam da 1 milyar avronun biraz altında kalması, özellikle ABD ile ticaret geriliminin yaşandığı bir dönemde siyasi tartışmaları da beraberinde getirdi.
Donald Trump bu cezaların ardından Avrupa Birliği'ne yeni gümrük tarifeleri uygulanabileceğini açıklamış ve AB'nin Amerikan şirketlerini "soyduğunu" öne sürmüştü.
Buna karşılık Avrupa Komisyonu Sözcüsü Thomas Regnier, ceza süreçlerinde siyasetin hiçbir rolü olmadığını belirterek şu kriterlerin dikkate alındığını söyledi:
- ihlalin ciddiyeti,
- süresi,
- hafifletici nedenler,
- yasal üst sınırlar,
- orantılılık ilkesi.
Dijital Hizmetler Yasası (DSA)
DSA kapsamında da benzer tartışmalar yaşanıyor.
Çinli e-ticaret platformu Temu, Mayıs ayında aldığı 200 milyon avroluk cezayı "orantısız" olarak nitelendirdi.
Komisyon yetkilileri ise şu unsurların değerlendirildiğini belirtiyor:
- ihlalin niteliği,
- ciddiyeti,
- süresi,
- hafifletici koşullar.
GDPR cezaları
Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) kapsamındaki para cezaları ise Avrupa Komisyonu tarafından değil, üye ülkelerdeki bağımsız veri koruma otoriteleri tarafından veriliyor.
Bu nedenle tüm Avrupa'da tek tip bir hesaplama yöntemi bulunmuyor.
Bugüne kadar verilen en yüksek GDPR cezası Meta'ya ait olan 1,2 milyar avro olsa da bu rakam bile yasanın izin verdiği küresel cironun %4'ü üst sınırına ulaşmıyor.
İrlanda Veri Koruma Kurumu tarafından verilen milyarlarca avroluk cezaların önemli bölümü hâlen mahkemelerde temyiz sürecinde bulunuyor.
Para nereye gidiyor?
AB tarafından verilen DMA ve DSA cezalarından elde edilen gelirler doğrudan belirli projelere aktarılmıyor.
Para, tüm temyiz süreçleri tamamlandıktan sonra Avrupa Birliği bütçesine giriyor ve üye ülkelerin ortak bütçeye yapacağı katkının azaltılmasında kullanılıyor.
GDPR cezaları ise Avrupa Birliği bütçesine değil, ilgili ülkenin kamu bütçesine aktarılıyor.
ABD yönetimi özellikle Amerikan şirketlerinden kesilen milyarlarca avroluk cezaların Avrupa bütçesine gelir sağlamasını uzun süredir eleştiriyor.
ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Jacob Helberg, Google cezasının ardından Brüksel'in düzenlemeleri Amerikan yenilikçiliğine karşı kullandığını savundu.
Trump da daha önce bu cezaları "Amerikan şirketlerine uygulanmış gizli bir vergi" olarak tanımlamıştı.
Gerçekten etkili oluyor mu?
Uzmanlara göre bu cezaların ekonomik etkisinden çok siyasi ve sembolik etkisi bulunuyor.
Google ve Meta gibi şirketler milyarlarca avroluk cezaları mali açıdan karşılayabilecek büyüklükte.
Buna karşılık;
- ürünlerini değiştirmek,
- algoritmalarını yeniden düzenlemek,
- iş modellerini dönüştürmek
zorunda kalmaları şirketler açısından çok daha büyük sonuçlar doğurabiliyor.
Alman Yeşiller Partisi milletvekili Alexandra Geese, Google'a verilen cezanın şirket açısından "bir muhasebe hatası büyüklüğünde" olduğunu belirterek AB'nin hâlâ teknoloji tekellerini caydırmakta yetersiz kaldığını savundu.
Sıradaki cephe: Yapay Zekâ Yasası
AB ile teknoloji şirketleri arasındaki mücadelede yeni dönemin Yapay Zekâ Yasası (AI Act) olması bekleniyor.
2 Ağustos'ta uygulanmaya başlanacak düzenleme kapsamında;
- 35 milyon avroya kadar
- veya şirketler için küresel yıllık cironun %7'sine kadar
para cezası verilebilecek.
Ceza miktarı belirlenirken;
- ihlalin ağırlığı,
- süresi,
- şirketin yetkililerle iş birliği,
- zararın boyutu
gibi kriterler dikkate alınacak.
Çoğu durumda cezaları ulusal otoriteler uygulayacak olsa da genel denetim yetkisi yine Avrupa Komisyonu'nda olacak.
Böylece Avrupa Birliği'nin teknoloji devlerine yönelik yaptırım politikası, yalnızca rekabet hukuku ve veri korumasıyla sınırlı kalmayacak; yapay zekâ alanında da küresel ölçekte yeni bir düzenleyici mücadele dönemi başlayacak.
Politico